“Karantina, hayal kurmakla geçiyor”

Bugüne kadar bilindik şarkılara kattığı farklı yorumuyla tanıdığımız fakat bu kez söz ve bestesi kendine ait şarkıların bulunduğu bir albümle karşımıza çıkan Melek Mosso, CRI TÜRK FM’de Michael Kuyucu’nun hazırlayıp sunduğu “Müzik Borsası” programında konuk oldu.

Karantina döneminde herkes gibi hemen hemen üretebildiğim kadar bir şeyler üretmeye yoğunlaştığını söyleyen Melek Mosso, “Hani hep şikâyet ederdik ya ‘Vaktimiz yok, vaktimiz yok’ diye, işte bunu dediğim zamanlar yapmak istediğim şeyleri yaptım. Kitap okudum, yazılarımı, hayatımı ve düşüncelerimi düzenledim diyebilirim. Onun dışında yeni tabii ki şarkılar besteledim ve en azından önümüzdeki günler için bu kötü günler aradan çekildiğinde nasıl bir plan, yol haritası izleyeceğimi düşündüm, hayal ettim. Bu şekilde hayal kurarak geçiyor benim için.” dedi.

“PİJAMAMLA İNSANLARIN KARŞISINA ÇIKABİLİYORUM”

Sosyal medya canlı yayın konserlerinın çok tatlı olduğunu belirten Melek Mosso, “İnsanların evine misafir oluyorsun, sanatçıların evinde oluyorsun. Artık hani sahnedeyken ya da böyle büyük sahnelerde konser verirken sonuçta insanlarla aramızda bir mesafe oluyor ve ne kadar orada aynı yerde olsak bile o işin gerektirdikleri olduğu için biraz daha ciddi oluyoruz. Ama şu anda evimizde yaptığımız konserlerde pijamamla insanların karşısına çıkabiliyorum ya da evimde otururken hayvanlarım geliyor ya da o insan biliyor ki işte evinde ne kadar rahat, bütün o sorumluluklar, gereklilikler aradan kalkıyor ve bence daha samimi oldu. Hani sanatçıların da bunun için elinden geleni yaptığını gördü insanlar. Hani onları neşelendirmek, mutlu etmek buradayız bakın hiçbir yere gitmedik demek onlara bunu hissettirmek bence çok güzeldi.” diye konuştu.

“İNSANLARIN KENDİLERİNİ ELEŞTİRMELERİNİ İSTEDİM”

Başarılı müzisyen albüm çalışmalarına da değinerek, “Mini bir albüm çıkardık Melek Mosso isimsiz bir albümdü. Çünkü bir isim koymak istemedim. Yeni bir albüm ve içinde çok farklı şarkılar vardı ve o şarkıların hiç birini bir isim altında toplamak istemedim. Özgür olsunlar istedim ve ilk klibi ‘Tükettim’e çektik. ‘Tükettim’ de aslında sadece insan duygularına değil doğayı, dünyayı, maneviyatımızı her şeyi tüketmekten bahsettiğim bir şarkıydı. Geri döndürülemeyen yollara girdiğimizi kendi hissettiklerimizi, kendimi eleştirdiğim bir şarkıydı aslına bakarsan. Ve insanları bu şarkıda kendilerini eleştirmelerini bir içe dönük bir bakmalarını, neyi tükettiklerini görmelerini istedim. Zaten klibimizi de Riva taraflarında doğayla iç içe bir yerde çektik ve orada nasıl zarar verdiğimizi bir şekilde anlatmaya çalıştık. Oradaki temel istediğim bunları insanların hissedebilmesiydi ve akabinde korona girdi. Ne kadar tükettiğimizi aslında biraz da gördük diye düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

“GERİDE BIRAKAN KAZANIR MI?”

Melek Mosso “Unutan Kazanır” şarkısı için ise şunları söyledi:

“Rottherdam’da sevgili Efe Erdem’le böyle küçük bir müzik campingi yapmak için Rottherdam’a gitmiştik şubat ayının sonunda. Biz böyle kendimizi kapatıp, kendi halimizde takılırken ‘Unutan Kazanır’ bir anda ortaya çıktı. Ama zaten ben ona dair bir yazı yazmıştım çok daha önceden ‘Unutan kişi ilk önce kazanıyor mu? Bırakıyor her şeyi ardında bırakıp gidiyor ve ilk unutan kişi aslında mutlu olmayı kazanıyor mu ya da vazgeçtiği andan tekrardan kendine bir şans tanımış mı oluyor? Yoksa hani hatıralarla mı, kendini acıyla mı yoğurmak yoksa daha iyidir?’ diye. Bu sorular içerisinde kalmışken kendim ‘Unutan Kazanır’ birden melodilerle birleşti. O anda o sözcüklerin hepsi birbirine karıştı. Tabii işin içinde aşk da vardı. Unutmak derken zaten hani biraz aşk şarkısıydı orada ama bu ‘Unutan Kazanır’ hayatın her yerinde Unutan.. geride bırakan kazanır mı? Aslında o da sorguydu, sorgu vardı.”

“ŞARKININ KOLAY EZBERLENEBİLİR OLMASI BANA ASLA ÇEKİCİ GELEN BİR ŞEY DEĞİL”

Melek Mosso, son olarak müzikal çalışmalarını şu sözlerle değerlendi:

“Bu işe ilk başladığım zaman yaptığım coverlar genelde 70’lerden, 80’lerden ve 90’lardandı. Genelde o günlerden coverlar tercih etmiştim. Çünkü bir şarkıyı bilmediğimde ben ilk sözlerine bakıyorum. Beni ilgilendiren şey şarkının içerisindeki plov değil de duygunun içerisindeki plov oluyor. Hani o uyak, kafiyeler illa olsun diye saçma sapan duyguların bir araya getirmek beni hiç çekmeyen bir şey. Ya da bir şarkının kolay olması, kolay ezberlenebilir olması bana asla çekici gelen bir şey değil. Bana çekici gelen beni düşündüren ve derinden ve derin bir yerlere dokunan bir şarkı olmalı. Yani popüler kültürü o açından şunu söyleyebilirim. Güzel şarkılar çıkıyor mu, evet çıkıyor, yok diyemem asla ama bunun yanı sıra çok fazla tüketilen ambalajlı ürünlerin de olduğunu düşünüyorum. Yani etiket tamamen, içine baktığımızda boş ve sadece eğlence amaçlı ona da ihtiyaç var bunu kesinlikle eleştirmiyorum. Çünkü ben eleştiriye değil de öneriye inanan bir insanım. Çünkü eleştirmek biraz negatiftir. Eleştirmek değil de ben bu konuda sadece öneride bulunuyorum genelde. Mesela bu gelişen müziğe de biraz daha edebi yönlerini desteklemeleri açısından öneride bulunabilirim. Ya da başkalarından esinlenmek yani tabii ki esinlenerek müzik yapıyoruz. Biraz daha sınırlarını daraltarak esinlenmek, yeni müzikte çok daha iyi olacaktır diye düşünüyorum.”